TL mevduatta pozitif reel faiz mümkün

QNB Finansbank Genel Müdürü Ömür Tan, 2023 yılını değerlendirerek, yeni ekonomi yönetiminin uyguladığı politikaların orta ve uzun vadede olumlu sonuçlar vereceğini söyledi. Tan, 2024 yılında küresel ekonomide büyümenin yavaşlayacağını, merkez bankalarının faiz indirimi sürecine girebileceğini, jeopolitik risklerin azalacağını ve küresel risk iştahının toparlanacağını tahmin ettiklerini belirtti.

Ömür Tan, mevduat faizlerindeki artışın politika faizindeki artışın paralelinde devam ettiğini, özellikle haziran ayı itibarıyla TL mevduat faizlerinin arttığını gördüklerini ve şu anda 1-3 ay arası vadelerde mevduat faizlerinin yüzde 50 seviyesine yaklaşmış durumda olduğunu anlattı. Tan, “Aslında ekonomide istenilen şey, liralaşma hedefleri çerçevesinde standart TL mevduatın cazip hale gelmesi.

Mevcut enflasyon oranı dikkate alındığında kısa bir süreden beri 1 yıllık vadede TL mevduat için pozitif bir reel faizin oluşması muhtemel. TL’ye güvenin artması ve TL varlıkların daha çekici hale gelmesi için paranın en azından enflasyon karşısında ezilmemesi gerekiyordu. Bu sebeple görülen artışı normal karşılıyorum. Bu artış da bir noktada dengelenecektir. Önümüzdeki süreçte TCMB’den ek faiz artışları gelirse mevduat faizlerinde yukarı yönlü bir hareket görebiliriz. Ancak halihazırdaki faiz seviyesi korunursa TL mevduat faizlerinin en yüksek seviyeye yaklaştığını söyleyebiliriz. Artan faizler ile standart TL mevduat talebi arttı ve müşterilerimiz de TL mevduatı tercih ediyor.

“Atılan adımların sonuçlarını 2024’te görürüz”

2023 yılında Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmeleri, bankacılık sektörünün durumunu ve bankanın performansını değerlendiren Tan, yeni ekonomi yönetiminin faiz artırımı, makro ihtiyati tedbirler ve sadeleşme adımlarıyla enflasyon ve cari açık sorunlarını çözmeye yönelik politikalar uyguladığını, bunun da orta ve uzun vadede olumlu sonuçlar vereceğini söyledi.

Tan, yeni ekonomi yönetiminin işbaşı yaptığında en dikkat çekici konuların enflasyon ve cari açık olduğunu belirterek, “Ekonomik görünüm çerçevesinde hızla aksiyon alındı, faiz artırımı sürecine girdik, makro ihtiyati tedbirler açıklandı ve sadeleşme adımları atıldı. Şu an daha öngörülebilir bir ekonomik görünüm var. Bunu ekonomik göstergelerde ve beklentilerde de görebiliyoruz.

Orta ve uzun vadede ise atılan adımların daha fazla karşılığı olacağına ve bu adımların sürdürülmesi gerektiğine inanıyorum. Önümüzdeki yılda şu an atılan ve atılmaya devam edilen adımların sonuçlarını daha net bir şekilde göreceğiz.” dedi. Tan, 2024 yılı için beklentilerinin, atılan sıkılaştırıcı adımlarla birlikte iç talebin azalmasıyla enflasyonda kalıcı düşüş safhasına geçilmesi, ülke içerisinde TL cinsinden araçların yatırım aracı olarak görülmesiyle dolarizasyonun azalması, verimli ekonomik büyüme ve ihracatın da çok teşviki ile cari açığın azalması olduğunu ifade etti.

“2024’te yabancı sermaye akımları başlar”

Kısa vadede sıkılaştırma adımları fonlama maliyetlerinin artması sebebiyle bankaların gelir tablosu açısından olumsuz etkiye sebep olduğunu söyleyen Ömür Tan, “Orta ve uzun vadede olumlu buluyoruz. Sıkılaştırma adımları, hem banka bilançolarını daha dengeli hale getiriyor hem de daha öngörülebilir bir ortam yaratıyor. Gelecek sene için beklentilerimiz atılan sıkılaştırıcı adımlarla birlikte iç talebin azalmasıyla enflasyonda kalıcı düşüş safhasına geçilmesi, ülke içerisinde TL cinsinden araçların yatırım aracı olarak görülmesiyle dolarizasyonun azalması, verimli ekonomik büyüme ve ihracatın da çok teşviki ile cari açığın azalması olacak. 2024 yılında ekonomiye güvenin artacağını ve küresel koşulların durumuna bağlı olarak sermaye akımlarının başladığını görebiliriz” diye konuştu.

“Kredi büyümesinin hızlanmasını bekliyorum”

Tan, bankacılık sektörüne yönelik 2024 beklentilerini de paylaşarak, halihazırdaki para politikasının uygulandığı ve alınan aksiyonlar devam ettiği sürece enflasyon beklentileri paralelinde bir oranda kredi büyümesi görebileceklerini, mevduat tarafında da artan faizlerle birlikte TL mevduata talebin daha fazla olacağını, karlılık açısından bakıldığında ise faiz marjında daralma ve kısa vadede negatife dönme riski olduğunu söyledi. Tan, “Bu koşullar altında son birkaç yıldaki yurt içi ve yurt dışı piyasa şartları çerçevesinde daha olumlu bir yıl yaşamamız mümkün ama bankalar açısından artan borçlanma maliyetleri ile birlikte kredi büyümesinin yavaşlaması, batık kredi oranının artması gibi riskler de var.” dedi.

Deprem bölgesi için 110 milyon dolarlık kredi anlaşması

QNB Finansbank ile Uluslararası Finans Kurumu (IFC), Fransız Kalkınma Ajansının alt kuruluşu olan Proparco (Société de Promotion et de Participation Pour La Coopération Economique) ve EFSE (European Fund for Southeast Europe), Türkiye’de 2023 Şubat ayında yaşanan depremden etkilenen illerdeki bireylerin ve Kobi ölçeğindeki firmaların finansman ihtiyaçlarını karşılamak üzere toplam 110 milyon dolarlık kredi anlaşması imzaladı. 110 milyon dolar tutarındaki bu paketin 60 milyon dolarlık kısmını IFC, 35 milyon euroluk kısmını Proparco ve 10 milyon euroluk kısmını ise EFSE sağlıyor. QNB Finansbank bu fonlama ile birlikte, Temmuz 2023 ayında açıkladığı 110 milyon dolar tutarlı ilk deprem bölgesi yardım finansmanından sonra 2. kez deprem bölgesini desteklemek üzere finansman açıklarken, bölgedeki işletme ve bireylerin finansman ihtiyaçlarını karşılama ve bölgedeki sürdürülebilir refaha katkı sağlama taahhüdünü de tekrarlamış oldu.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*