Sözde Almanya’nın saygın ilaç şirketi ölüm saçıyor… Bu bir ‘Saklı Seçilmişler’ haberidir…

Alman ilaç devi Bayer, 2016’da satın aldığı Monsanto şirketinin ürettiği ve yabani otlara karşı kullanılan glifosatın kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda milyarca dolarlık tazminat ödemeyi kabul etmişti.

Türkiye’de satışı devam eden ilacın da kansere yol açtığı gerekçesiyle toplatılması ve satışının yasaklanması için 2019 yılında dava açılmıştı. Dört yıldır devam eden dava, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındı. Dosyayı takip eden avukat Hazar Can Kıpçak, sürece ilişkin Milliyet’e şu bilgileri verdi:

İÇ HUKUK YOLU TÜKENDİ

“Glifosat etken maddesini içeren ve türevleri ilaçların kanserojen etkisi, dünya kamuoyunda yer almaya başlamış, konu ile ilgili zarar görenlerin açtığı 15 binin üzerinde olumlu sonuçlanan davalarda üretici ve lisans sahibi şirket, yüklü tazminatlara mahkum edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) bir kuruluşu olan Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından bahse konu ot öldürücü ilacın etken maddesi (glifosat), ‘muhtemel kanserojen madde’ olarak değerlendirilmiştir. İlaç, Türkiye’de de kullanıldığı için, biz bu ilacın toplatılması ve satışının yasaklanması için Tarım ve Orman Bakanlığı’na başvurduk ancak herhangi bir cevap gelmedi. Bunun üzerine İdare Mahkemesi’ne gittik. İdare Mahkemesi’nde talebimiz kabul edildi ve ‘Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bu şekilde ret işleminin iptaline karar veriyoruz’ denildi. Ancak bu süreçte şirketin Türkiye temsilcisi ve Bakanlığın istinaf etmesi ve bir üst mahkemeye göndermesi nedeniyle dosya henüz kesinleşmişti ve dosya bir üst mahkemede bozularak döndü. Dava sürecinde birçok üniversiteden görüş talep edildi. Görüşler de, bu ilacın muhtemelen kanserojen etkisi olabileceği ve durdurulması gerektiği yönünde görüşler bildirildi. Bunun üzerine karar bozuldu ve yeniden üst mahkemeye geldiğinde ise iki üye hâkim değişmişti. İki üye hakim de davanın reddedilmesi yönünde oy kullandı ancak mahkeme başkanı, davanın kabulü ile bu ilacın yasaklanması gerektiği yönünde görüş bildirdi. Bunun üzerine biz dosyayı yeniden istinaf ettik ve dosya istinaf edilince onandı ve dava ret oldu. Herhangi bilirkişi ya da laboratuvar incelemesi yapılmadan bu kararın verildiğini söyleyip Anayasa Mahkemesi’ne başvurduk ancak AYM de başvurumuzu reddetti. Bunun üzerine nihai olarak 3 Temmuz 2023’te ‘sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının ihlali’ni gerekçe göstererek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduk ve dosya şu anda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde. Dört yıldır dava süreci devam ediyor.”

SONER YALÇIN ‘SAKLI SEÇİLMİŞLER’DE YAZMIŞTI

Soner Yalçın, 2017’de yayımlanan ‘Saklı Seçilmişler’ eserinde, Monsanto, Bayer ve dünyayı zehirleyen global tezgahları detaylarıyla anlatmıştı.

“Adı, John Francis Queeny (1859 – 1933)

ABD/Chicago’da satın alma elemanı olarak çalıştığı “Meyer Brothers” adlı ilaç şirketinden 1901 yılında ayrılıp, eşi Olga Mendez Momsanto’nun soyadına ithafen “Monsanto Chemical Works” adlı şirketi kurdu…

Adı, Firedrich Bayer (1835 – 1917)

Tüccardı. 1 Ağustos 1863’te Johann Friedrich Weskott adlı bir boya ustasıyla, Almanya’da -şimdiki adıyla- Wuppertal şehrinin semti olan Barmen’de küçük bir boya malzemesi fabrikası kurdu. 1881 – 1913 yılları arasında Bayer, uluslararası operasyonlara sahip bir kimya şirketi haline geldi. İlaç bölümü kuruldu. 1899’da piyasaya “Aspirin” ilacını sürdü…

***

Casus zirai alet

Marksist teori yıllarca “tekelci kapitalizm” kavramını tartıştı. Bu teoriye göre, serbest piyasa – rekabet ekonomisi aldatmacaydı. Kapitalizmin ikinci aşamasında büyük şirketlerin tekeli oluşuyordu. Bunlar ulusal yerli şirketleri yutuyordu. Marks haklı çıktı. Küreselleşen şirketlerin birleşmesi oligopol piyasayı ortaya çıkardı. Yıllar önce Rockefeller ne demişti: “Rekabet günahtır!”

Gıda-tarım konusunda çalışmalarıyla tanınan sivil toplum kuruluşu ETC’den Pat Mooney diyor ki: “Bu anlaşmalar yalnızca tohumlar ve tarım ilaçlarıyla ilgili değil; tohum, toprak, hava verilerine egemen olan ve yeni gen bilgilerini işleyen bir şirket kaçınılmaz olarak tohum, tarım ilacı, gübre ve tarım makineleri gibi tarım girdilerini kontrol edecektir.

***

Tekelci kapitalizm” teorisine dönersek burada karşımıza işbirliği çıkıyor; “makyajı iyi” olan, “makyajı kötü” olanı satın alarak işlerin devamını sağlıyor!

İşte Monsanto…

1982’de bitkinin genetiğini değiştirerek GDO’lu pamuk, soya, mısır ve kanola üretti. 1985’te “aspartam” patentini elinde bulunduran ABD şirketi G.D. Searle LLC’yi satın aldı.

Sadece GDO’lu tohumlar değil… Monsanto’nun elinde “çok kıymetli herbisit” patentleri vardı; yani kimyasal zehirler. Bunlardan biri, toprağın üstünde GDO’lu bitki dışındaki tüm canlıları öldüren “roundup” idi! Bu pek “sihirli kimyasal zehrin” etkili maddesi “glyphosate”, Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu (IARC) raporuna göre kansere yol açıyordu. Kimin umurunda!”

Odatv.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx