Avrupa Birliği’nin Schengen bölgesinde uygulamaya soktuğu Giriş/Çıkış Sistemi (EES), 10 Nisan itibarıyla faaliyete geçti. Yeni düzenleme, kısa süreli seyahatlerde vize ve giriş işlemlerinde önemli bir dijital dönüşüm sağlıyor. Bu sistemle birlikte, Schengen bölgesine adım atan AB dışındaki yolcuların pasaport bilgileri, fiziksel damgalar yerine elektronik ortamda kaydediliyor. Ayrıca, yüz tanıma ve parmak izi gibi biyometrik veriler de dijital platformda saklanıyor. Vize muafiyetine sahip olan turistik ve iş amaçlı seyahat eden yolcular da bu uygulamanın kapsamında yer alıyor; ancak AB vatandaşları ve Schengen ülkelerinde oturum izni olan kişiler bu yenilikten muaf tutuluyor.
29 Avrupa ülkesi kapsamında hayata geçirilen sistemin ana amacı, sınır güvenliğini artırmak ve giriş-çıkış işlemlerini modernleştirerek hızlandırmak olarak tanımlanıyor. Ancak, sistemin devreye girmesiyle özellikle hafta sonları yoğunluk yaşandı ve çeşitli operasyonel aksaklıklar ortaya çıktı. Havalimanlarındaki pasaport kontrol noktalarında, bekleme süreleri 3 saati aştı ve birçok yolcu uçuşlarını kaçırdı. Yolculardan gelen şikayetlerin büyük bir kısmı, sistemin ilk günlerdeki teknik ve altyapı sorunlarını kaldıramadığı yönünde yoğunlaştı. Uzayan kuyruklar ve yaşanan gecikmeler, hem yolcular hem de havalimanı operasyon ekipleri için ciddi sıkıntılara yol açtı.
Artan şikayetler ve yaşanan gecikmeler sonrası, yetkililerden sistemin acil olarak gözden geçirilmesi istendi. Havalimanlarındaki yoğunluğu azaltmak ve işlemleri hızlandırmak amacıyla ek önlemler alınmasının gerekliliği vurgulandı. Yetkililerin, Giriş/Çıkış Sistemi altyapısındaki ilk dönem aksaklıklarını düzeltmek için teknik iyileştirmeler ve operasyonel destek planları üzerinde çalıştıkları bildirildi.